Ben Ankara Travesti Katya. Bana yıllardır en çok sorulan şeylerden biri şu: “Nasıl bu kadar bakımlı görünüyorsun?” İşin komik tarafı şu, bunun tek bir cevabı yok. Çünkü güzellik benim için tek bir ürüne, tek bir makyaj tekniğine ya da tek bir stile bağlı değil. Ben güzelliği biraz yaşam biçimi gibi görüyorum. Yani nasıl uyandığımdan nasıl beslendiğime, gün içinde kendime nasıl davrandığımdan aynaya hangi ruh haliyle baktığıma kadar birçok şey bu işin içinde. O yüzden size burada sadece yüzünüze ne süreceğinizi anlatmak istemiyorum. Biraz da nasıl bir güzellik hissi kurduğumu, kendimi nasıl taşıdığımı ve neden bazı küçük alışkanlıkların büyük fark yarattığını anlatmak istiyorum.
Benim için güzel görünmek yalnızca dikkat çekmek demek değil. Güzel görünmek, insanın kendini düzgün hissetmesi demek. Saçını eliyle düzeltirken bile içinin rahat olması demek. Yüzüne baktığında yorgunluk değil canlılık görmesi demek. Kıyafetinin seni sıkmaması ama seni silmemesi demek. Birçok kişi dışarıdan gördüğü sonucu seviyor ama o sonucun nasıl kurulduğunu bilmiyor. O yüzden ben bu yazıda, gerçekten bende işe yarayan şeyleri açık açık anlatacağım. Büyük laflar değil, gerçek hayatın içinde uygulanabilen şeyler. Çünkü ben gösterişli ama zor bir güzellikten çok, etkili ama sürdürülebilir bir güzelliğe inanıyorum.
Özellikle Ankara Travesti içinde yaşayan biriysen, şehir temposunun insanın yüzüne ve enerjisine nasıl yansıdığını çok iyi bilirsin. Hava değişir, ruh hali değişir, dışarıda geçen saatler artar, stres birikir ve bunların hepsi cilde, saça, bakışlara yansır. Bu yüzden güzellik biraz da toparlanma sanatıdır. İnsan kendini dağılmadan, sertleşmeden, yorulmadan nasıl taşıyabilir? Benim yıllar içinde öğrendiğim şey tam olarak bu oldu. Ve burada size bunu Katya olarak bütün samimiyetimle anlatmak istiyorum.
Benim Güzellik Anlayışım Kusursuzluk Değil, Etki Yaratmak
Eskiden güzellik denince aklıma daha mükemmel bir görüntü gelirdi. Her şey tam olacak, hiçbir şey bozulmayacak, yüzüm hep aynı iyi halde kalacak gibi düşünürdüm. Sonra bir şey fark ettim: kusursuzluk diye peşinden koştuğum şey aslında beni daha gergin yapıyormuş. Çünkü insan kendine sürekli hata arayarak bakarsa güzelliğin tadı kalmıyor. Ben o noktadan sonra güzellik anlayışımı değiştirdim. Artık kusursuz görünmeye değil, etki bırakmaya önem veriyorum.
Etki dediğim şey de şu: biri sana baktığında sende bir özen görsün, bir yumuşaklık görsün, bir enerji hissetsin. Yüzün canlı olsun, cildin sağlıklı görünsün, saçın seni taşısın, kıyafetin seni ezmesin. Bütün bunlar bir araya geldiğinde insan çok daha güçlü görünüyor. O yüzden ben artık aynaya bakarken “eksik ne” diye değil, “neyi biraz daha güzel taşıyabilirim” diye düşünüyorum. İnan bana, bu bakış açısı insanın yüz ifadesini bile değiştiriyor.
Katya olarak benim ilk sırrım bu: kendine düşman gibi değil, destek veren biri gibi bak. Çünkü kendine sevgiyle bakan insanın yüzü zaten daha güzel görünüyor. Bunu laf olsun diye söylemiyorum. Gergin yüzle rahat yüz arasında gerçekten fark var. İnsan içten içe biraz huzurlu olduğunda, en sade hali bile daha parlak oluyor.
Cildimi Güzel Gösteren Şey Çok Ürün Değil, Doğru Denge
Cilt bakımında insan çok kolay abartıya kaçabiliyor. Bir dönem ben de öyleydim. Şunu da süreyim, bunu da deneyeyim, herkes bunu konuşuyor ben de alayım derken cildimi gerçekten yormuştum. Sonra fark ettim ki cilt, karmaşadan çok netlik seviyor. Şimdi cildime yaklaşımım çok daha bilinçli. Benim cildimi güzel gösteren şey, onu her gün başka bir şeye maruz bırakmak değil; onun neye ihtiyaç duyduğunu anlamak.
Sabah cildimi temizlerim ama asla yüzümü gıcır gıcır yapmaya çalışmam. Çünkü ben o kupkuru hissin cildi daha sağlıklı yapmadığını yaşayarak gördüm. Yüz temizlenmeli ama gerilmemeli. Ardından hafif bir nem vermek benim için çok önemli. Nemini almış cilt hemen kendini belli ediyor. Daha sakin, daha dolgun, daha diri görünüyor. Makyaj yapmasam bile, cildim iyi nemlenmişse yüzüm çok daha toparlanmış duruyor.
Benim cildimde en çok fark yaratan şeylerden biri de düzenli temizlik oldu. Gün boyu yüzde kalan makyaj, hava, toz ve yorgunluk akşam temizlenmeden bırakıldığında cilt bunu ertesi gün ödetiyor. O yüzden ne kadar yorgun olursam olayım yüzümü temizlemeden uyumam. Bu artık benim için bakım değil, alışkanlık. Hatta dürüst olayım, bazen sadece bu alışkanlık bile insanı olduğundan daha bakımlı gösteriyor.
Bir de ciltte sakinlik çok önemli. Her şeyi bir anda düzeltmeye çalışma hali cildi daha da karıştırıyor. O yüzden ben yüzümdeki küçük değişimleri panikle değil, dikkatle izlemeyi öğrendim. Bazen cilt sadece dinlenmek istiyor. Bazen biraz nem, bazen hafif bir bakım, bazen de hiçbir şey yapmayıp rahat bırakmak gerekiyor. En iyi sonuçları hep bu dengeyi bulduğum zaman aldım.
Ten Makyajında Benim Kuralım Şu: Yüzüm Yüz Gibi Kalsın
Ben makyajı seviyorum ama yüzümün tamamen değişmesini sevmiyorum. Bana göre iyi makyaj, yüzü başka biri yapmaz; yüzü kendi en iyi haline yaklaştırır. O yüzden ten makyajında ilk prensibim şu: cildim hala cilt gibi görünsün. Çok kalın, çok kapalı, çok düz bir ten görüntüsü bana göre değil. Çünkü o zaman yüzün ruhu gidiyor.
Ben daha çok yüzümdeki yorgunluğu azaltmayı seviyorum. Göz altlarını hafif toparlamak, bazı renk eşitsizliklerini yumuşatmak, teni biraz daha eşit hale getirmek bana yetiyor. İnsan bazen fazla kapatınca daha güzel olacağını sanıyor ama bence yüz ne kadar nefes alıyorsa o kadar güzel duruyor. Gün ışığında, yakın mesafede, hareket ederken… Bunların hepsinde cildin doğal görünmesi çok önemli.
Allık benim için bu işin kalbi. Çünkü allık yoksa yüz bazen düz kalabiliyor. Çok hafif bile olsa doğru bir renk yüze anında canlılık katıyor. Ben allığı sadece renk vermek için değil, yüzü daha yumuşak göstermek için de kullanıyorum. Özellikle yanaklara gelen sağlıklı ton, insanı daha uykulu değil daha dinlenmiş gösteriyor. Ve bu etki bazen fondötenden çok daha güçlü oluyor.
Işıltıyı da severim ama kontrollü severim. Yüzün her yerinin parlamasını değil, belli yerlerde canlı görünmesini isterim. Çünkü ölçü kaçtığında o zarafet gidiyor. Benim sevdiğim şey, birinin bana bakınca “çok parlak” demesi değil, “cildi ne kadar sağlıklı görünüyor” demesi.
Gözlerde Benim İçin En Çekici Şey Sertlik Değil Derinlik
Göz makyajı bence karakterle ilgili. Bazı insanlar çok net çizgileri sever, bazıları daha dumanlı geçişleri. Ben kendi yüzümde en çok derinliği seviyorum. Yani gözüm anlamlı görünsün ama agresif görünmesin. Çünkü bakışlar çok sertleştiğinde yüzümdeki o zarif hava gidiyor. O yüzden ben göz makyajında bağıran değil, yaklaşınca fark edilen detayları seviyorum.
Kirpik diplerini hafif belirginleştirmek, göz kapağında yumuşak bir gölge bırakmak ve kirpikleri temiz ayırmak bana çok daha şık geliyor. Çok kalın eyeliner ya da fazla yüklenilmiş alt göz bazen bütün ifadeyi sertleştirebiliyor. Ben gözlerimde biraz gizem seviyorum ama bu gizem karanlık değil, daha çok yumuşak bir çekicilik gibi.
Kaşlar da bu işin omurgası. Kaşı fazla çizersen yüzün hemen değişiyor. Ben kaşlarımı tamamen yeniden yaratmaya çalışmıyorum. Sadece düzenli, temiz ve dengeli görünmelerini istiyorum. Çünkü kaş ne kadar doğal ama toparlanmış durursa, göz o kadar güzel görünür. İnsan bazen sadece kaşını ve kirpiğini doğru yaptığında bile makyajsız sayılabilecek kadar hafif görünmesine rağmen çok bakımlı durabiliyor.
Saçımın Güzel Görünmesi İçin En Büyük Sırrım Onu Cezalandırmamak
Saç konusunda kadınlar bazen çok acımasız olabiliyor, ben de oldum. Sürekli şekil vermek, sürekli işlem yapmak, sürekli daha başka görünmesini istemek… Bir noktadan sonra saç buna tepki veriyor. Kuruyor, matlaşıyor, sertleşiyor ve ne yaparsan yap eskisi gibi durmuyor. Ben bunu yaşadım. O yüzden şimdi saç konusunda ilk önceliğim şu: sağlıklı görünsün.
Saç sağlıklı görünüyorsa zaten şekil daha kolay oluyor. Daha parlak duruyor, daha iyi oturuyor, daha iyi hareket ediyor. O yüzden ben düzenli bakım yaparım, fazla ısı kullanmamaya çalışırım ve kullandığımda mutlaka koruma veririm. Bir de saçın ihtiyacını dinlerim. Bazen ağır bir bakım değil, hafiflik istiyor. Bazen şekil değil, sadece nem istiyor. Bu farkı görmek saçın kalitesini çok değiştiriyor.
Benim saçta en sevdiğim şey, yüzle dost görünmesi. Yani beni yutmasın, beni bastırmasın, benimle çalışsın. Hafif hareket, temiz parlaklık ve sağlıklı uçlar bana çoğu zaman yeterli geliyor. Saçın moda olması umurumda değil; bana yakışması önemli. Bunu anladıktan sonra saç konusunda çok daha huzurlu oldum.
Stilimde Kendimi Sıkmadan Etki Yaratmaya Çalışırım
Bir dönem çok fazla dikkat çekmeye çalıştım. Şimdi dönüp bakınca şunu görüyorum: en iyi göründüğüm zamanlar, kendimi en rahat hissettiğim ama yine de özensiz olmadığım zamanlarmış. Çünkü kıyafetle kavga eden insan zaten yüzüne de o gerginliği taşıyor. O yüzden benim stil anlayışımda rahatlık ve çizgi çok önemli.
Belimi biraz belli eden ama beni sıkmayan parçaları seviyorum. Kumaşı ucuz durmayan, üzerimde temiz duran şeyler hoşuma gidiyor. Her zaman çok gösterişli olmak istemiyorum. Bazen çok sade ama çok doğru bir kombin, on parçalık şatafattan daha etkileyici olabiliyor. Özellikle renklerde bunu çok hissediyorum. Çok bağıran renkler yerine, bende iyi duran tonları seçtiğimde daha olgun ve daha zarif görünüyorum.
Aksesuarı da ölçülü kullanırım. Bir şey çok güzel diye her şeyi aynı anda takmam. Bir küpe, bir çanta, belki bir yüzük… Bazen bu kadar. Çünkü bence stil, insanı süs eşyasına çevirmemeli. Seni daha derli toplu, daha net ve daha hafif göstermeli.
Benim İçin Güzellikte En Önemli Şeylerden Biri Temizlik Hissi
Bunu çok kişi konuşmuyor ama ben çok önemsiyorum. Bir insanın bakımlı görünmesinde temizlik hissi çok belirleyici. Cildin temiz görünmesi, saçın temiz kokması, dudakların bakımlı olması, ellerin ihmal edilmemiş olması… Bunlar insanın tüm görünümünü bir anda başka bir seviyeye taşıyor.
Mesela dudak bakımını ben asla atlamam. Çünkü ne kadar güzel ruj sürersen sür, eğer dudak kurumuşsa görüntü kötü oluyor. Eller de aynı şekilde. Eller bakımsızsa insanın genel özeni eksik hissediliyor. Ben bu küçük detayların çok büyük fark yarattığını yıllar içinde çok net gördüm. O yüzden bazen yeni bir şey eklemek yerine eksik kalan bu küçük alanları toparlamak daha etkili oluyor.
Parfüm de benim için çok önemli. Çok ağır kokuları sevmem. Daha tenle uyumlu, temiz ama akılda kalan kokular hoşuma gider. Çünkü ben güzelliğin biraz da insanların sende bıraktığı his olduğuna inanırım. Sadece ne kadar güzel göründüğün değil, ne kadar hoş bir iz bıraktığın da önemli.
Çankaya ve Kızılay Havası Bende İki Farklı Güzellik Tarzını Uyandırıyor
Ben yaşadığım şehirle görünüm arasında bir bağ olduğuna inanıyorum. Mesela bazı günler bende daha oturmuş, daha seçkin, daha sakin bir güzellik hissi oluyor. O zaman aklıma daha çok Çankaya Travesti enerjisi geliyor. Yani zarif, temiz, ölçülü ve biraz daha rafine bir görünüm. O günlerde makyajımı da, kıyafetimi de ona göre seçiyorum.
Bazı günler ise daha canlı, daha enerjik, daha hareketli hissetmek istiyorum. O zaman da bende biraz daha Kızılay Travesti havası oluşuyor. Yani biraz daha şehirli, biraz daha ritimli, biraz daha kendini belli eden bir stil. Ama burada da doz çok önemli. Çünkü ben ne kadar hareketli olursam olayım, yine de görüntümün şık kalmasını isterim.
Bütün bunların merkezinde ise her zaman Ankara Travesti ruhu var. Güçlü ama zarif, dikkat çekici ama yorucu olmayan, kendini bilen ve bunu taşıyan bir güzellik anlayışı. Ben kendi stilimi bunun üzerine kuruyorum.
En Büyük Sırrım: Kendimi Olduğumdan Başka Biri Gibi Göstermeye Çalışmıyorum
Belki de bütün bu yazıda söyleyeceğim en önemli şey bu. Bir noktadan sonra anladım ki insanı gerçekten güzel gösteren şey, kendisini silmeden kendisini parlatması. Yani başka biri gibi olmaya çalıştığında değil, kendi en iyi haline yaklaştığında gerçekten ışıldıyor.
Ben artık aynaya bakarken kusur avcılığı yapmıyorum. Yüzüm bugün ne istiyor, saçım ne istiyor, enerjim nasıl, ne kadar makyaj bana iyi gelir, ne kadar sade kalmak daha şık durur… Bunları düşünüyorum. Ve inanın bu yaklaşım her şeyi değiştirdi. Çünkü kendini zorlamadan bakım yapmak, görüntüyü çok daha inandırıcı ve daha güçlü hale getiriyor.
Ben Katya olarak şuna inanıyorum: insan kendini ne kadar doğru okursa, o kadar güzel görünür. Bu bazen yüzünü azıcık nemlendirmekle başlar, bazen doğru allık tonunu bulmakla, bazen saçını dinlendirmekle, bazen de sırf içinde iyi hissediyorsun diye sade bir kombin seçmekle. Ama sonunda hepsi aynı yere çıkar. İnsan aynaya baktığında kendine daha yakın hisseder.
Benim Günlük Hazırlanma Ritimim
Günlük hazırlığım artık çok oturmuş durumda. Sabah cildimi temizliyorum, hafif nem veriyorum ve yüzümün ihtiyacı neyse ona göre ilerliyorum. Her gün aynı yoğunlukta makyaj yapmıyorum. Bazı günler sadece teni toparlayıp allık, kaş ve kirpikle çıkabiliyorum. Bazı günler biraz daha özeniyorum. Ama her durumda yüzümün ağır görünmemesine dikkat ediyorum.
Saçım o gün ne kadar şekil istiyorsa o kadar yapıyorum. Onu zorlamamaya çalışıyorum. Kıyafet seçiminde de “çok olayım” diye değil, “iyi olayım” diye düşünüyorum. Akşam ise mutlaka her şeyi toparlayıp günü kapatıyorum. Bu benim hem bakım düzenim hem de zihinsel temizliğim gibi oldu artık.
Son Sözüm Şu
Güzellik için size vereceğim en samimi tavsiye şu olur: kendinizi aceleyle değiştirmeye çalışmayın. Önce gözlemleyin. Hangi halinizde daha iyi hissediyorsunuz? Hangi tonlar sizi açıyor? Hangi makyaj sizi sertleştiriyor, hangisi yumuşatıyor? Hangi saç sizi daha canlı gösteriyor? Bunları fark ettiğinizde güzellik zor olmaktan çıkıyor.
Ben Katya olarak en çok şunu öğrendim: güzel görünmek, başkalarını şaşırtmaktan çok kendinle iyi geçinmekle ilgili. Cildinle, saçınla, bedeninle, enerjinle ve ruh halinle. Bunlar birbiriyle kavga etmeyi bırakınca insan zaten ışıldamaya başlıyor. Ve bence gerçek güzellik tam olarak burada doğuyor.